Archive

Posts Tagged ‘risk’

Kriz Projeleri

November 23rd, 2011 No comments

Her akşam haberlerde ABD ve Avrupa’daki kriz hakkında yorumlar  duyuyoruz. İlk başlarda dünya tersine dönüyor diye düşünmüştüm. Çocukluğumdan beri hasta adam olan hep bizdik, onlarsa hep sağlıklı, gürbüz kişilerdi.

Peki, etrafımızda bu kadar hasta varken bu hastalıklar  bize bulaşmaz mi? Ne yazik ki biz de şifayı kapacağız.

İşte risk yönetimi için bir fırsat. Riski hepimiz görüyoruz. Ekonomik krizin çıkma durumu.

Bu riski göz göre göre önleme ve düzeltme yöntemlerini düşünmezsek, işte o zaman kaybımız büyük olur.

Ekonomik krizi önleme imkanımız yok fakat kriz öncesinde neler yapmalıyız, kriz süresince neler yapabiliriz ve bu krizden nasıl daha güçlü çıkabiliriz diye düşünmek için zamanımız var.

* Krizi yönetmede size destek olacak çekirdek bir ekip belirleyin. Bu süreç bir proje olarak ele alınmalıdır ve bu yüzden bir takım çalışması gerektirir.

* Şirketinizin eksik gördüğünüz, geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünüz yanlarını listeleyin. Normal zamanda kurum içinde yapılan operasyonel hataların neler olduğunu, bu hataların temel sebeplerini dikkatle inceleyin.

* Bu eksiklikleri listeleyip, önem sırasına dizin.

* En üstteki problemden başlayarak, bunların çözümü için yeni projeler açın ve düzenli olarak takip edin.

Ekonomik krizler şirketlerde muhakkak ki küçülme anlamına gelir fakat kriz sonrasına daha güçlü çıkmak için de bir fırsattır. Kriz süresince;

* İş süreçleri yeniden gözden geçirilir ve düzenlenir.
* Personelin becerilerini geliştirmek için en uygun zaman aralığı bu dönemdir.
* Kurum içinde yeni sistemlerin kurulması, test edilmesi için gerekli süre mevcuttur.
* İşlerin yoğunluğundan verimsizliği görülen fakat düzeltmeye fırsat bulunamayan süreçlerin temizlenmesi için en rahat dönem, bu dönemdir.
* Kriz sonrası için yeni ürün, yeni pazar araştırmaları bu dönemde yürütülebilir.

Projelerin hayati olmayanları rafa kalkarken, kriz sonrasına daha güçlü girmemizi sağlayacak projeler gündeme gelir.

Ekonomik kriz, herkes için zorluk demek ama kapitalizmin de bir gerekliliği. Madem seçtiğimiz model budur, o zaman sevdiğimiz gülün dikenine de katlanacağız. Önemli olan krize ne kadar hazırlıklıyız. Krizi fırsata çevirip, rakiplerimize göre krizden daha avantajlı çıkabilir miyiz?

Categories: Proje Risk Yönetimi Tags: , ,

Müşteri Projenin Başarısından Sorumlu mudur?

October 29th, 2011 No comments

Müşteri, projedeki bütün sorumlulukları tamamen proje ekibine devrederek ve yeterince proje yönetimi süreçlerine dahil olmayarak, projenin başarısını riske atabilir.

İşte bu yazımda, müşteri durumunda olan paydaşların da proje yönetimi sürecindeki görevlerini ve tutumlarını ele almak istedim.

Projenin en başı (başlangıç süreci); Müşteri, proje yöneticisinden bir şey ister fakat ne istediğini aslında kendisi de tam bilmez, veya anlatamaz. İşte bu süreç en sancılı olan ve projelerde de belirsizliklerin sayısının en fazla olduğu döneme karşılık gelir. Bu süreçte proje yöneticisinin ihtiyaçları ortaya çıkarabilmesi için hem çok soru sorması, hem de geçmişteki (kurumsal/bireysel) deneyimlerden yararlanması gerekir. İhtiyaçların netleşmesi, detaylı planın güvenilir olmasını sağlayacaktır.

Müşteri açısından baktığımızda da;

  • Gereksinimler hakkında detay bilgi vermeme. Eğer, müşteri gereksinimlerini başlangıçta plana tam yansıt(a)madıysa, en tehlikeli sonuca hazır olun: KAPSAM KAYMASI
  • Gözden geçirme çalışmalarına müşteriden son sözü söyleyeceklerin olabildiğince proje yürütme sürecinde katılımlarını sağlamak. Yetkisi yeteri düzeyde olmayan müşteri temsilcileri proje ekibiyle uzun süre çalışırlar, belirli noktaya projeyi getirirler. Tam o sırada yukarıdan daha yetkili birisi o saate kadar konuşulanların tam zıttı bir istekte bulunur.  Herşeyi sil baştan düşünmek gerekir.
  • Genellikle işi en iyi bilen işi yapan kişinin kendisidir. Bu yüzden, ortaya çıkacak ürünü kullanacak olanın da fikirlerini almak gerekir. İşi yapan kişiler, genellikle yetki açısından düşük seviyede olduklarından çoğu zaman proje yöneticisi veya müşteriyi temsil eden yönetici bu detayı görmez ve son kullanıcı düşünmeden bir ürün ortaya çıkarırlar. Sonuçta ne yazık ki ortaya çıkan ürün ihtiyaçlara karşılık vermemektedir.
  • Müşteriyi de proje planlamaya, takip süreçlerine dahil etmek çok önemlidir. Bir proje ekibinin planı tek başına yapması yerine müşterinin desteğini alarak, yapması, projenin daha fazla sahiplenilmesini sağlar, katılımı artırır.
  • Projenin başarısı sadece projeyi yürüten ekibin başarısı olarak değil, müşterinin de başarısı olarak lanse edilmelidir. Yine ortaya çıkan ürünün müşteri tarafından sahiplenilmesi ve hatta etkin olarak kullanlımasını sağlar.

——————-o————————

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun.

Tipi

June 24th, 2011 No comments

Chicago “Çalışkan Kent” diye ün yapmıştır; özellikle belediyede hemen her türlü iş zamanında yapılır, çöpler düzenli toplanır, caddeler iyi temizlenir ve diğer belediye işleri savsaklanmaz. Şubat 1978′de Chicago şiddetli bir kar fırtınasına yakalandı. Kentin kar sorumlusu işlerin altından kalkamadı diye eleştirildi.

Efsanevi Belediye Başkanı Richard J. Daley’in ölümünden sonra yerine geçen Michael A. Bilandic hava koşullarının ani değişimiyle kentin bir daha böyle kötü bir sürprize yakalanmamasını sağlamak konusunda kararlıydı.

Nisan 1978′de Bilandic bir komisyon kurarak benzer bir durumda kar fırtınasıyla nasıl mücadele edileceğinin bir planının çıkarılmasını istedi. Komisyonun başkanlığına getirilen avukat Kenneth Sain deneyimli bir yerel yöneticiydi ve 1977′deki istifasına kadar Daley ve Bilandic’le birlikte çalışmıştı. Bir dizi araştırmadan sonra Sain kentin karla mücadelesini yapacak yeni firmasının seçildiğini ilan etti; uzun yıllardır bu işi yapan Barton-Aschmann Asociates yerine başka bir firma ile anlaşma yapılmıştı.

Aralık ayının ilk günü Chicago’ya yağan kar yaklaşık 30 santimetreyi bulmuştu. Sonra kar yağışı daha da arttı ve kar kalınlığı bazı bölgelerde 45 santimi geçti. Tam o sıralarda, 23 Aralıkta da komisyon 23 sayfalık son raporunu yayımladı ve belediye firmaya 90 bin dolar ödeme yaptı. Rapor güya bazı önlemler ve malzeme alımını içeriyor ve karla mücadele açısından izlenecek yeni politikalar öngörüyordu. Caddeler ve meydanlar hızla temizlendi ve karla nasıl başa çıktık diye herkes sevinçle birbirini kutladı.

Yılbaşı gecesi yine kar yağdı ve kalınlığı 30 santimi bulunca kentin sorunları da yine baş gösterdi. Temizlik ve Sağlık Müdürü Emmit Garrity yönetimindeki çalışmalar ciddi eleştirilere maruz kaldı, çünkü karla mücadele programının öngörüleri çerçevesinde yollardaki araçların çekilerek karın temizlenmesi bir haftayı bulmuştu. Çalışmalar en sonunda tamamlanmıştı ama bu arada 12 Ocak günü de kentin tarihindeki en büyük kar fırtınası kapıya dayanmıştı.

14 Ocak 1978 tarihli Chicago Tribüne gazetesinin manşeti “TİPİ…” idi. Son üç gün içinde kente yağan karın kalınlığı 70 santime yaklaşmıştı. Şiddetli kar yağışı, soğuk ve hızı saatte 80 kilometreyi aşan rüzgar kentteki yaşamı felç etmişti. Uluslararası O’Hare Havaalanı kapandı ve kent içi trafik durdu.

Olağanüstü durum ilan eden Belediye Başkanı Bilandic arabaların yollardan çekilmesi çağrısı yaptı. Arabaların okulların bahçelerine ve park alanlarına çekilmesini isteyen Blandic karların temizlenmesi için yolların boşaltılması gerektiğini belirtiyordu. Belediye başkanının istekleri polis tarafından zorla uygulanacak ve yollarda bırakılan arabalara ceza kesilecekti.

Ancak Bilandic’in park alanı olarak kullanılmasını önerdiği 103 yerden çok azı karlardan temizlenmiş ve halkın kullanımına uygun durumdaydı. Arabalar kar tepelerinin altında kalmış ve kar temizleme makineleri caddelerden geçemediği için yan sokaklar iyice kardan geçilmez duruma gelmişti. Park alanlarıyla ilgili kendisine yanlış bilgi veren görevlileri cezalandıran Bilandic halktan özür diledi.

Ayrıca yollardaki karla başa çakacak miktarda araç da yoktu. Çevredeki kentlerden araç ve personel yardımı istendi. Yardım çağrısına Quebec’ten bile yanıt geldi ama Chicago’daki görevliler kendilerinin kullanılmadığını iddia ettiler. Hiçbir şey yapmadan saatte 57 dolar para alıyorlardı. İşlerine arabalarıyla gidemeyen halk toplu taşım araçlarına yöneldi. Otobüs sistemi de özel arabalardan daha iyi durumda değildi. Caddelerin birçoğunda ancak bir şeritten trafik işleyebiliyordu.

Otobüs tarifeleri bir kenara bırakıldı, üç saate kadar gecikmeler meydana geliyordu. Trenler düzensiz de olsa çalışıyor ama sık sık sorun çıkıyordu. Kentteki raylı sistem de felç olmuş, onlara elektrik sağlayan sistem de göçmüştü. Gerekli bakım yapılmadığı ve ihtiyaç duyulan malzemeler daha önce sağlanmadığı için zaten iki hat daha önceden iptal edilmişti. En sonunda tek bir hattın kardan temizlenmesi becerilerek kısmen hizmete sokulması başarıldığında kar fırtınası da hafiflemişti. Ama bu arada kentteki kar kalınlığı da iki metreyi geçmişti. Yaşlılar evlerinde hapis kaldılar.

Karda yürümeye çalışan birçoğu kayarak düşmüş ve sakatlanmıştı. Çöp toplanması durmuştu. Ayın son günü geldiğinde kentin merkezi ve çevresi hala kardan temizlenememişti. Belediye Başkanı Bitandic karla mücadelede yardıma ihtiyacı olanlar için bir telefon hattı kurmak istedi ama 5.5 milyon nüfus için elinde sadece bir numara vardı. Belediye Başkanının kurduğu komisyon o kadar laf üretmişti ama kent tipiyle başa çıkacak gibi görünmüyordu.

Tüm bunlar olurken Bilandic çeşitli radyo ve televizyon programlarına çıkarak halkı sakinleştirmeye ve yapılabilecek her şeyin yapılmakta olduğuna ikna etmeye uğraşıyordu. Editörlere gönderilen ilk mektuplar kara yenik düşen kentte belediye başkanının istifasını istiyordu. 19 Ocakta halk Sain komisyonunun hazırladığı planı görmek istedi.

İstemeden de olsa belediye planı basına verdiğinde kıyamet koptu; 23 sayfalık raporda genel hatlarıyla bir şeyler söyleniyor ve ardından da çalışanlar işverenlerinin emirlerine uygun davranmalı, karla mücadele sorumlularıyla ilişki kurulmalı gibi çok basit öneriler ve bazı formların nasıl doldurulacağını gösteren örnekler yer alıyordu.

Karları eritmek için tuz atılacak ve temizlenecek güzergahları gösteren 184 harita vardı ama belediye bu haritaların komisyon tarafından yapılmadığını zaten daha önce belediyedeki uzmanlar tarafından yapılmış olduğunu açıkladı. Rapor ne belediyenin park alanlarını belirtiyordu, ne de alınması gereken yeni makinelerden söz ediyordu.

En ciddi suçlama ise Anthony Mazza adında bir kar işçisinden geldi; Mazza komisyon raporunun kendisinin 1973′te hazırladığı master tezinin bir kopyası olduğunu iddia ediyordu. Tüm rapor tam bir rezaletti ve Belediye Meclisi Kenneth Sain’e ödemeyi durdurmaya karar verdi. Ancak bu noktada Sain ile Belediye Başkam Bilandic arasındaki işbirliğinin ve anlaşmanın sadece bundan ibaret olmadığı açığa çıktı.

Emniyet örgütünün bomba ve kundakçılıkla uğraşan bölümünün de yeniden düzenlenmesi için hazırlatılan bir rapor daha vardı. Bir üçüncü rapor da polis ve itfaiye arasındaki işbirliğinin nasıl olması gerektiğini ele alıyordu. Sonuçta toplam olarak Sain belediye için 9 rapor hazırlamış ve karşılığında 242 bin dolar almıştı. Tabii skandal Bilandic’i güç durumda bıraktı ve itibarı zedelendi.

Şubatta yapılan aday belirleme toplantısında Demokrat Parti içindeki rakibi Jane Byrne karşısında kaybetmesi için iki hafta önce yaşanan felaketin ve rezaletin hatırlatılmasına bile gerek kalmadı. Böylece 1978 kışında Sain ve şirketinin karla ilgili olarak Chicago’da yaptığı en etkili iş Belediye Başkanı Michael Bilandic’i karın içine gömmek olmuştu.

 

Categories: Proje Risk Yönetimi Tags: , , , ,

Risk Yanıt Planlarının Oluşturulması

May 17th, 2011 No comments

Risk Yanıtlarının Planlanması, fırsatları çoğaltmaya ve proje hedeflerinin karşı karşıya olduğu tehditleri azaltmaya yönelik seçenekleri ve eylemleri geliştirme sürecidir. Bu süreç, Niteliksel veya Niceliksel Risk Analizinin Yapılması sürecinden sonra yürütülür.

Süreç, üzerinde anlaşılan ve finanse edilen risk yanıtlarının her biri için, sorumluluk üstlenecek bir kişinin (“risk yanıtı sahibi”) belirlenmesini ve atanmasını da içerir.

Risk Yanıtlarının Planlanması sürecinde, riskler önceliklerine göre ele alınır ve gereken kaynaklar ve aktiviteler, bütçeye, zaman çizelgesine ve proje yönetimi planına ekıenir.

Neye İhtiyacımız Var? (Girdiler)

Risk Listesi

Risk Yönetim Planı

Nasıl Yapılır? (Araç ve Teknkler)

Tehditler için kullanılabilecek stratejiler;

  • Kaçınma
  • Devir
  • Azaltma
  • Kabul Etme

Fırsatla için kullanılabiliecek stratejiler;

  • Yararlanma
  • Paylaşma
  • Geliştirme
  • Kabul Etme

Ortaya Ne Çıkar? (Çıktılar)

Bu çalışmanın sonunda projedeki risklere karşılık geliştirilecek stratejiler belirlenmiş olur.

Proje Yönetim Planı detayında kapsam, zaman çizelgesi, bütçe, kalite planları, insan kaynağı ihtiyacı, iletişim ve/veya tedarik gibi bütün bilgi alanlarında tekrar güncellemeler yapmak gerekebilir.

Niteliksel Risk Analizinin Yapılması – PMBOK 2008

January 18th, 2011 No comments

Risklerin, projeyi tehdit etme derecelerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan bir analizdir. Bu analizi yapmak kolay ve kısa süren bir çalışma gerektirir fakat çıkan sonuçlar projenin maliyetinin artışını veya zamanının ne kadar gecikeceğine dair bir sonuç  vermez. Bu yüzden, risklerin tehdit ölçümlemesine göre büyükten küçüğe sıralanması için kullanılır.

Neye İhtiyacımız Var? (Girdiler)

Risk Listesi

Risk Yönetim Planı

Kapsam Bildirimi

Nasıl Yapılır? (Araç ve Teknkler)

Aşağıdaki gibi bir matrise ihtiyacınız var.

Ortaya Ne Çıkar? (Çıktılar)

Risk listesinde yer alan bütün riskleri aldıkları puanlara göre yukarıdan aşağıya sıralırsınız ve risk listesi güncellenmiş olur.

10 İşaret

December 28th, 2010 No comments

1– Müşteriniz veya tedarikçiniz telefonlarınıza çıkmıyorsa…

2– Müşteriniz veya tedarikçiniz yolladığınız mesajlarınıza geri dönmüyorsa…

3- Takım üyeleriniz projeye değil de, idari işlerine daha fazla zaman ayırıyorsa…

4 –  Maliyet ve Zaman Performans Indeksleri (CPI & SPI) negatif ise…

5- Üst Yönetimin, projeye olan desteğinin azaldığını hissediyorsanız…

6- Siz kendiniz, projeye olan inancınızı kaybettiyseniz…

7- Başta söz verilen kaynaklar, zamanında projeye verilmiyorsa…

8- Proje toplantılarına katılanlarda motivasyon düşüklüğü seziyorsanız…

9- Proje kapsamı üzerinde zaman geçmesine rağmen belirsizlikler çoksa…

10- Projedeki riskleri düşündükçe, başarının imkansız olduğunu görüyorsanız…

Bir Projenin Süresi Nasıl Kısaltılır?

December 24th, 2010 No comments

Proje sponsoru, sizi Proje Yöneticisi olarak görevlendirdi ve projenin planını en kısa zamanda hazırlamanızı istedi. Proje sponsoru proje süresi ile ilgili de hiç bir kısıt belirtmedi.

Projenin zaman planını hazırladınız ve projenizin 100 gün süreceğini belirlediniz ve planı sponsora sundunuz.

Proje sponsoru, süreye baktı ve “100 gün fazla olmuş, 75 günde bitirin bu projeyi” diye bir talimat verdi.

Projeyi 100 günden, 75 güne indirmek için hangi stratejiyi kullanırsınz?

a)   “Tecrübeyle geliştirdiğim SABUNLAMA tekniklerini kullanır, planı ayarlarım.”

b)   “75 gün sorun değil. Ben aslında 50 günde bitirecektim, sponsora 100 demiştim.”

c)   “Planı yönetimin istediği şekle getiririm, proje ilerlemeye başlayınca zaten yine 100 güne uzar, hatta 150 bile olabilir.”

d)   “Maliyet veya Risk artışı seçeneklerini sponsorun onayına sunarım.”

Tabi ki sorunun cevabı: D

1 – Bir projenin süresini kısaltmak için Kritik Yol’daki aktiviteler üzerinde kaynak artırma yöntemine başvururuz. Kaynak Yükleme (CRASHING) olarak bilinen bu teknik, projede maliyet artırır. Bu tekniği kullanırken proje maliyetini en az artıracak faaliyetten kısaltmaya başlamak en doğru yaklaşımdır.

2- Eğer, maliyet artırmadan proje süresi kısaltılmak istenirse o zaman yine Kritik Yol’daki aktivitelerden ardışık olan iki faaliyeti Paralel Yürütme (FAST-TRACKING) suretiyle, proje süresi kısaltılabilir. Ardışık yapılması gereken iki aktiviteyi bile bile paralel yürütmek bir takım riskler almak anlamına gelir.

Proje Yöneticisi, doğru ve gerçekçi planı yapıp, daha sonra projeyi kısaltması gerekirse maliyet veya risk artıran seçenekleri açık ve net olarak sponsorun onayına sunmalıdır.

Risklerin Tanımlanması – PMBOK 2008

December 21st, 2010 No comments

Projeyi etkileyebilecek risklerin belirlenmesi, ve bunların belgelenmesi sürecidir.

Risklerin tanımlanmasına, proje yöneticisi, proje ekibi üyeleri, risk yönetim ekibi (atanmışsa), müşteriler, proje ekibi dışından konu uzmanları, son kullanıcılar, başka proje yöneticileri ve risk yönetimi uzmanları  katılabilir. Proje personelinin tamamı riskleri tanımlamaya teşvik edilmelidir.

Risklerin Tanımlanması tekrarlanan bir süreçtir çünkü proje yaşam döngüsü ilerledikçe yeni riskler fark edilebilir ya da ortaya çıkabilir.

Neye İhtiyacımız Var? (Girdiler)

Risk Yönetim Planı

Aktivite Maliyet Tahminleri

Aktivite Süre Tahminleri

Kapsam Temel Çizgisi

Paydaş Listesi

Nasıl Yapılır? (Araç ve Teknikler)

Eldeki plana bakarak, özellikle bir aktivitenin içinde o aktivitenin süresini uzatacak veya maliyetini artıracak herhangi bir risk olup, olmadığı sorgulanır.

Büyük projelerde ayda veya iki haftada bir kez, Risk Değerlendirme Toplantıları yapılır. Bu toplantılarda amaç riskleri belirlemek ve özellikle işi yapacaklar ile işi planlayanlar arasındaki varsayımları gözden geçirmektir.

PMI, bu bölümde pek çok teknik önermiştir fakat ben bu detayları yazıp da kafa karıştırmak istemiyorum. Yukarıda belirttiğim gibi düzenli olarak, gündemin tamamen riskler olduğu bir toplantı bile organize edilse proje paydaşları arasında hem projeye olan güven artar, hem daha şeffaf bir yönetim sağlanır hem de pek çok risk daha oluşmadan, ekip tarafından yok edilir.

Ortaya Ne Çıkar? (Çıktılar)

Risk Tanımlama sürecinin çıktısı Risk Kayıtlarıdır. Proje paydaşları tarafından dile getirilmiş tüm riskler kayda geçmiş ve herkes tarafından bilinir hale gelmiştir.

Sırada bu risklerin hangisinin daha tehditkar olduğunu bulmak, kalmıştır.

Projelerin İnsan Hayatına Etkisi

November 5th, 2010 No comments

TANDIR TOPRAĞI 6 KİŞİYE MEZAR OLDU -http://www.bugun.com.tr/haber-detay/126345-tandir-topragi-6-kisiye-mezar-oldu-haberi.aspx

UYDURUK BENTLERİN MÜTEAHHİTLERİ BEŞ YILLA KURTULDU – http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1022866&CategoryID=77

—————–O——————–

Evimin sokağından bundan 2 ay önce İSKİ Müteahhiti kanalizasyon hattı geçirdi. Çalışmaları tam bir felaketti. İş makinası operatörü, ne vatandaşın sınır duvarına, ne de belediyenin bahçe için ördüğü sınır duvarlara dikkat etmeksizin çalıştı. Bu arada dikkatsizliklerinden dolayı 4-5 ağaç kökünden söküldü. Adam sanki altındaki araçla doğadan öç almaya çalışır gibi iş yapıyordu.

İşlerini bitirdikten sonra kaba toprağı örtüp gittiler. Geçen yağmurlarda o kaba toprak çöktü ve yolun ortasında 2 metre çapında bir delik açıldı. Yine geldiler, bu sefer siyah bir toprak – mıcır karışımı atıp gittiler. 2 aydır ne asfalta gelen var ne de verdikleri zararı nasıl tazmin edeceklerini soran. Arasam ilgili kimseyi de bulamam büyük ihtimalle…

Halbuki İGDAŞ da benzer şekilde iş yaptırıyor ama o müteahhit çok daha düzenli ve daha dikkatli iş yaptıklarını gözlemliyorum.

Yukarıdaki haberleri internette biraz araştırınca onlarcası karşımıza çıkıyor. Cezalar caydırıcı değil, en azından bir oto kontrol yöntemi kurulmasını öneriyorum. İşini iyi yapmayan müteahhitler internet üzerinden, tartışma gruplarında paylaşılsın, duyurulsun. İşini iyi yapanlarla, yapmayanlar mutlaka ayrılsın ve bilinsin.

Ben artık hem işi yapan tarafta hem işi yaptıran tarafta Proje Yöneticisi, Proje Sponsoru, Proje Planı, İlerleme Raporu gibi şeyleri internet üzerinden görmeyi hayal ediyorum.

Bir PAYDAŞ olarak çok şey mi istiyorum?

Risk Yönetiminin Planlanması – PMBOK 2008

August 2nd, 2010 No comments

PMBOK’ın içinde Risk Yönetimi bölümünün içinde 6 adet alt süreç bulunur. Bunlar sırasıyla;

11.1. Risk Yönetiminin Planlanması

11.2. Risklerin Tanımlanması

11.3. Niteliksel Risk Analizinin Yapılması

11.4. Niceliksel Risk Analizinin Yapılması

11.5. Risk Yanıtlarının Planlanması

11.6 Risklerin İzlenmesi ve Kontrolü

Bu yazımda birinci alt süreci açıklamak istiyorum;

Risk yönetiminin planlanması aslında özetle “bir risk yönetme metoduna karar vermektir” diyebiliriz.

Daha açıkça ifade etmek gerekirse, proje yönetim takımı, proje özelinde riskleri yönetmek için hangi adımlardan geçeceklerini bu süreç içinde karara bağlarlar.

  • Riskleri belirlemek için düzenli toplantı mı yapılacak?
  • Bu toplantılara kimler katılmalı?
  • Risklerin tehdit etme şiddetleri nasıl belirlenecek?
  • Riskler on üzerinden mi puanlanacak yoksa, düşük, orta, yüksek diye mi tanımlanacak? Bu kavramlardan ne anlmak gerekir?
  • Risklerin durumunu kim takip edecek? Gelişmeler, kime nasıl haber verilecek?
  • Risk yönetimi için istatistiki bilgi kullanılacak mı?

Yukarıda da ifade ettiğim gib; Proje özelinde Riskleri Yönetmek istiyoruz fakat nasıl yöneteceğimizin ekiple kararını verme süreci içindeyiz; işte bu işleme “Risk Yönetiminin Planlanması” adı verilir.

Risk Yönetimini ne kadar detaylı yapacağınız, projedeki risklerin şiddetleri ve olasılıklarıyla alakalıdır. Eğer tehdit edici faktörler yüksekse ve bu faktörlerin oluşması halinde büyük kayıplar olacaksa bu durumda Risk Yönetimi için hatırı sayılır zaman ve efor ayırmanız gerekir.