Archive

Archive for the ‘İlginç’ Category

E-Learning Projeleri Artık Çok Kolay

June 23rd, 2009 No comments

myudutuOkulda anlattığınız konuları daha sonra öğrencilerinizle elektronik ortamda paylaşmak istiyorsanız veya şirketinize yeni alınan bir personelin oryantasyon eğitimimi elektronik ortamda yapılmasını istiyorsanız, bu artık ücretsiz olarak mümkün.

Kendi sesinizi, konuyla ilgili fotoğraf ve videoları kolayca ekleyebilir ve e-learning hazırlayıp, kendi sitenizden veya CD’lere yükleyerek, bu eğitimi paylaşabilirsiniz.

Hatta bu sistem Türkçe. www.myudutu.com

Konu sonlarında isterseniz, eğitime katılanları farklı biçimlerde öğrenme düzeylerini de sorgulayabilirsiniz.

Önce basit bir iki deneme yaparak, kullanımı öğrenmenizi tavsiye ederim. Aslında çok basit ama detaylı formlar mevcut. Daha sonra ayrıntılı bir e-learning için ne kadar efor ayıracağınızı mutlaka planlayın. Buna karşılık bu yöntemle elde edeceğeniz kazançları belirleyin. Eğer Fayda/Maliyet analizi yapmadan bu sürece girerseniz, zararlı çıkabilirsiniz çünkü Türkiye’de elektronik olarak öğrenmeye pek sıcak bakmıyoruz. Klasik yöntemi (bir eğitmen anlatır, öğrenci dinler) daha fazla tercih ediliyor. Araştırmaya, okuyarak, öğrenmeye alıştırılmadığımız için e-learning için yapılan yatırımlar ne yazık ki çoğu zaman bışa gidiyor.

Yetişkinler Nasıl Öğrenir?

May 20th, 2009 No comments

Kurumunuzun İnsan Kaynakları sizi bir eğitime göndermeye karar verdi veya bir eğitim talebiniz kabul oldu ve kaydınız gerçekleştirildi. Bir yetişkin olarak bir konuda eğitimden en yüksek faydayı nasıl elde edebilirsiniz?

 

Burada yazacaklarım, çoğunuzun öğrencilik yıllarında öğretmenlerden düzenli olarak duyduğunuz yöntemler olacak, aslında.

 

Fakat üniversiteden uzaklaşalı belirli bir süre geçtikten sonra iş ve aile telaşı içinde zihin yoruluyor ve öğrencilik yıllarındaki kadar konulara kolay odaklanılamıyor.

Buna karşılık şirketler eğitime bir bedel ödediği için eğitimden en fazla faydayı elde etmeyi hedefliyorlar. İşte, bu noktada katılımcıların, kurum tarafından organize edilen eğitimlere ayrı bir önem vermesi gerekiyor.

 

Aşağıdaki noktalara dikkat ettiğiniz taktirde alacağınız eğitimden en yüksek verimi almak mümkün olacaktır.

 

Eğitim Öncesi Yapılması Gerekenler

  • Programlanan eğitimin başlangıç-bitiş zamanlarını kontrol edin.
  • Programlanan eğitimin yerini kontrol edin.
  • Programlanan eğitimin amacını ve içeriğini okuyun.
  • Eğitmen hakkında internetten bilgi edinin yoksa eğitimi organize eden birimden özellikle talep edin.
  • Katılacağınız eğitimin konusu ile ilgili internetten araştırma yapın. Bulduğunuz bilgilerin çıktısını alıp, eğitim ortamında yanınızda bulundurun.
  • Eğtimi verecek firma ile ilgili inceleme yapın.
  • Katılacağınız eğitimle ilgili kişisel ve kurumsal beklentilerinizi tanımlayın.

Eğitim Süreci

  • Eğitim yerine zamanında ulaşın.
  • Eğitim için mutlaka yanınızda kalem, not defteri vb. bulundurun.
  • Eğitmene kendinizi ve beklentilerinizi açık olarak anlatın.
  • Eğitim esnasında anlatılan konuları yazın. Yazarak, öğrenmek en iyi yoldur.
  • Eğitimde aktif ve katılımcı olun. 

Eğitim Sonrası

  • Eğitimden kısa bir zaman sonra anlatılan konuları tekrar edin.
  • Çevrenizde bir kişiye öğrendiğiniz konuları özetle anlatın. Anlatmak, öğrenmeyi kolaylaştırır.
  • Aldığınız eğitimle ilgili her türlü soru için eğitmenle ve uzmanlarla iletişime geçmekten çekinmeyin.
Categories: İlginç Tags:

Gereksinimlerin Kullanımı

April 21st, 2009 1 comment

2002 yılının Standish Raporunda yer alan önemli bir grafik.

Müşterilerin yüzde kaçı talep ettikleri projeleri gerçekten kullanıyor?

Buna benzer bir değerlendirmeyi şirketinizdeki iç müşterileriniz için gerçekleştirin. Talep etmesine rağmen proje ürününü kullanmayan müşterilerinizin yeni taleplerini bu sonuçlara göre tekrar değerlendirin.

requirements

Categories: İlginç Tags: , , ,

Doğa Olayı

February 10th, 2009 No comments

Categories: İlginç Tags:

Teşekkürler

January 10th, 2009 No comments

Ben daha çiçeği burnunda bir blog yazarıyım ve Savaş Abi’min uzun süren ısrarı üzerine bu işe giriştim (iyi ki de çok ısrar etmiş). Aşağıda bu kısa zamanda blog sayfamı dünyanın nerelerinde girildiği gösteren bir harita var. Açıkçası her yıldız beni daha da heyecanlandırıyor ve motivasyonumu artırıyor.

Sayfama ilgi gösterip, giren herkese teşekkür ederim.  Eğer sormak istedikleriniz veya beklentileriniz de var ise bana her konuda mail yollayabilirsiniz.

Categories: İlginç Tags:

Herkes Benzer Şeylerden Şikayetçi Demek ki…

December 25th, 2008 No comments

Categories: İlginç Tags:

Memleketimde Bir Deli Taş Atıyor Kuyuya, Bin Akıllı Çıkaramıyor!

December 20th, 2008 No comments

Kime ait olduğu bile belli olmayan bir web sitesine(http://www.ozurdiliyoruz.com/) istediğiniz gibi isim ekleyebiliyorsunuz. (Bkz: http://www.register.com/) Sonra kendi adının eklendiğinden haberi bile olmayan insanlar, aydın olarak nitelendirilip, potansiyel suçlu oluyor.

Başbakan kızıyor, Cumhurbaşkanı temkinli yaklaşıyor, Genelkurmay bir açıklama yapıyor.

Dışişleri bakanlığı başka, Dışişleri Bakanı başka ifade kullanıyor.

Ölmüş insanlar bile sözüm ona imza atıyor. Medyada fırsat bu fırsat şişirdikçe şişiriyor.

Yazan yazı şu: “1915′te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”

Bunlar alıştırma turları gibi geliyor insanın aklına. Ermenistan’la Türkiye Milli Takımlar’ı nasıl oldu da aynı grupta oynama şansı buldular. (Şansın bu kadarı!) Olayın başlangıcı bile şaibeli ki gelecek daha büyük şaibe altında…

Categories: İlginç Tags:

Metrodaki Kemancı

December 18th, 2008 No comments

Soğuk bir Ocak sabahı, bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda, kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar. Bu süre içinde, çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi kemancının önünden geçip, gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır. Bir kadın yürümesine ara vermeksizin parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak, hızla geçer, gider.

Birkaç dakika sonra, bir başka adam duraklayıp, eğilerek dinlemeye başlar ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar. En sonunda annesi daha hızlı, çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar. Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak, çaresizce annesinin peşinden gider. Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve hepsi de anne, babaları tarafından yürümeye devam için zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde sadece 6 kişi, çok kısa bir süre durur. 20 kişi duraklamadan, yürümeye devam ederek, para verir. Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve kimse onun durduğunu fark etmez, alkışlamaz.

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki 3,5 milyon dolarlık kemanla, yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz. Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması, Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte güzelliği algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alıyor muyuz? Beklenmedik bir ortamda, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise, dünyanın en iyi müzisyeni, dünyadaki en iyi müziği çalarken, önünde durup, dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa, başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Categories: İlginç Tags:

Karga

December 13th, 2008 No comments

80′ine merdiven dayamış yaşlı baba ile onu ziyarete gelen -45 yaşında ve saygın bir işi olan- oğlu salonda oturuyorlardı.

Hal-hatırdan, çoluk-çocuktan, havadan-sudan sohbet ettikten sonra oğlu susmuş, ayrılmanın sinyalini vermişti.

O anda üzerinde oturdukları sedirin yanındaki pencerenin pervazına bir karga kondu.

Yaşlı baba kargaya gülümseyerek biraz baktıktan sonra oğluna sordu:

- Bu ne oğlum?

Oğlu şaşkın, cevapladı:

- O bir karga baba.

Yaşlı baba kargaya biraz daha baktıktan sonra yine sordu:

- Bu ne oğlum?

Oğlu daha da şaşkın, yine cevapladı:

- Baba, o bir karga.

Karga hâlâ pervazda, komik hareketlerle başını sağa sola çeviriyor, başını yan yatırıyor, havaya bakıyor, sonra başını yine onlara çeviriyordu. Yaşlı baba üçüncü defa sordu:

- Bu ne?

Oğlunun şaşkınlığı sabırsızlığa dönmüştü:

- O bir karga baba, üç oldu soruyorsun. Beni işitmiyor musun?!

Yaşlı baba dördüncü defa da sorunca oğlunun sabrı taştı ve sesini yükseltti:

- Baba bunu neden yapıyorsun?

Tam dört defadır onun ne olduğunu soruyorsun, sana cevap veriyorum ve sen hâlâ sormaya devam ediyorsun. Sabrımı mı deniyorsun?!

Babası -yüzünde hâlâ bir gülümseme- yerinden kalktı, içeri odaya gitti ve elinde bir defterle döndü. Bu bir hâtıra defteriydi. Oturdu, sayfalarını karıştırdı ve aradığını buldu. Sevgiyle gülümseye devam ederek sayfası açık bir vaziyette defteri oğluna uzattı ve o sayfayı okumasını söyledi:

‘Bugün 3 yaşındaki minik yavrumla salondaki sedirde otururken yanıbaşımızdaki pencerenin pervazına bir karga kondu. Oğlum tam 23 defa onun ne olduğunu sordu. 23 soruşunda da ona sevgiyle sarılarak, onun bir karga olduğunu söyledim. Rahatsız olmak mı? Hayır! Onun sorusunu masumca tekrar edişi içimi sevgiyle doldurdu…’

Categories: İlginç Tags:

Ekşi Sözlükte Proje Yönetimi

December 9th, 2008 No comments

Proje:

Tamamlanması konusunda kimsenin kesin bir fikir yürütemeyeceği, bu nedenle olsa gerek gerginliği hiç eksik olmayan çalışma. bittiğinde hala proje adıyla anılmaya devam etmesi, ‘bitmedi ki’nin işareti sayılabilir.

Proje Yönetimi:

Projeyi bes ogesini ayri ayri kontrol altinda tutarak onceden ongorulmus kabul edilebilirlik oraniyla tamamlamak icin gereken prosedurun tumudur. projeyi bir at arabasina benzetirsek 5 ayri dizgini olan bu at arabasini yolda tutmak ve varacagi yere ulastirmak proje yonetimidir. hicbir proje 100% mukemmel sonuclanmayacaktir, ancak bir insaat projesini ornek alirsak binanin onceden hesaplanmis maliyetle, zamaninda (veya zamanindan once), teknik riskler atlatilmis olarak, tum fonksiyonlari (insai, elektrik ve mekanik) isler vaziyette,ve isveren tarafindan is kabul akti imzalanacak kalitede bitirilmesi bir basaridir. tum dunyada hala bir meslek mi, uzmanlik alani mi oldugu tartisilmaktadir. kimileri x meslek disiplinini ve egitimini almis kisiler proje yonetim bilgisini donanarak proje yonetim yetisi kazanabilir ve proje yoneticisi olabilir savini desteklerken, kimileri hayir proje yonetim metodolojisi bir meslek olarak ogrenilmesi gereken ve daha sonra is sahasi ne olursa olsun (insaat,otomotiv,yazilim,savunma sanayii vs) ona uygulanabilen bir meslektir tezinde diretir.

Gantt Çizelgesi:

Proje yönetimi mesleginin olmazsa olmaz edevatlarindandir. kritik yolu hesapladigi icin onlem alip bazi tasklari hizlandirmazsaniz projenizin neresinden patlayacagini size alenen gosterir. zira kalem vardir yari yariya cabuklastirsaniz milestone’a zerre etkisi olmaz, kalem vardir 2 gun gecikse binlerce ya da milyonlarca dolar zarar edersiniz. bir de ekurisi vardir bunun pert cizelgesi diye ama o pek kullanisli degildir.

PERT:

- turkiye deki rejoice sampuaninin amerika da ismi.
- otomobil cesedi.

Microsoft Project:

Bilgisayarla alakaları, yalnızca maillerini kontrol etmek, word ve excel dosyalarını açmakla sınırlı olan daha yaşlı başlı mühendisler (ki bunlar proje müdürüdür genelde) bilgisayar kullanabilen tüm genç inşaat mühendislerinin default olarak bildiklerini sandıkları, daha da kötüsü bilmesede biraz kurcalayınca çözeceklerini sandığı bir karışık program

pm: sen ms project ya da primevera kullandın mı daha önce

ra: hayır abi kullanmadım. bilmiyorum ben proje mühendi….

pm: tamam oğlum çok zor değil zaten, biraz kurcalayınca sökersin.. al şu iş için bir hazırlayıver bakayım.

ra: abi bu işi bir bilenin yapması gerekir ama. şimdi bu biraz karışık bik bik..

pm: yok yok değil, sen bir hazırla ben bakayım. zaten karışık bişey istemiyorum

ra: abi vakit alır, kurcalamayla yapabilirmiyiz bil…

pm: sen hele bi bak

sonra kendinizi gecenin bir yarısında “haa şu tuşa basınca ne oluyormuş.. anaa kaydı lan.. hay allah. tüh ki tam tüh… ühü ühü” derken bulursunuz.

Kaynak: www.eksisozluk.com

Categories: İlginç, Proje Yönetimi Tags: