Archive

Archive for the ‘İlginç’ Category

Güneş Patlamaları ve Eski Meslekler

September 3rd, 2010 admin No comments

Geçen hafta haber sitelerinde dikkatimi çeken ve bir – iki kere de radyoda dinlediğim bir haber aklıma takıldı. Haber, 2012 yılında Güneş’te yaşanacak patlamalarla ilgiliydi. Habere göre bu patlamalar dünyada elektrik ve elektronik sistemleri çalışmaz hale getirecek ve 5-10 sene boyunca şu anki tüm teknolojik hayatımızı bir kenara bırakmamız gerekecek.

Bkz: http://www.internethaber.com/dunyanin-sonu-boyle-mi-gelecek-281765h.htm

Doğal olarak, bu durum iş hayatlarımıza da yansıyacak. Bilişim sektöründe yer alan firmalar, bu firmalardaki çalışan binlerce insan, şirketlerin bilgi işlem departmanlarındaki çalışanlar, telekomünikasyon şirketlerinin çalışanları bir anda işsiz mi kalacaklar? Bilişim alanına yönelik üniversitelerin bölümleri, öğretim görevlileri bir anda değer mi kaybedecek? Gençler, 1 sene sonra üniversite sınavlarına girerken artık Bilgisayar, Elektrik, Elektronik, mühendisliği bölümlerini tercih etmeyecekler mi? Ya şu anda okuyanlar; Onlar da uzun süre uygulama imkanı bulamayacakları bir mesleğe mi hazırlanıyorlar?

Çok değil tam iki sene sonra …

Acaba teknolojiye daha fazla yatırım yapan ABD, Japonya, Kore gibi ülkelerin bu konuda bir önleme planları var mı?

Ben internetten kısa bir araştırma yaparak, “teknolojinin olmadığı bir ortamda acaba ne işler yapılır?” diye eski meslekleri araştırdım. Bilgi İşlemci arkadaşlar, aşağıdan istedikleri mesleklerden birisini seçsin; Seçenek çoook… yavaş yavaş eğitimini de almanızı öneririm.  Ben kendime uygun birşey bulamadım ama umarım siz bulursunuz. :)

Basmacı

Basma en yaygın kullanılan kumaştı; dar gelirli, hatta orta halli ailelerin kadın ve kızları basma giyerlerdi. Ayrıca amele, ırgat, yanaşma ve uşak boyundan erkeklerin mintanları da basmadandı. Seyyar basmacılar yelken bezinden büyükçe bir bohça, elde demir arşın sokak sokak dolaşırlardı. Basma satan bohçacı kadınlar günümüze kadar ulaştı.

Celep

Kentlere koyun ve sığır getirip satan esnafa celep denirdi. Celeplik büyük sermaye işiydi. Sürüler çobanlar tarafından uzak mesafelerden kente yaya getirilir; sürü yolda kısmen telef olurdu. İstanbul’un et ihtiyacı önceleri Balkanlardan, sonraları Erzurum yaylasından karşılanmıştı. Sürüler İstanbul’a büyük ölçüde Trabzon üzerinden sevk edilirdi.

Nalbur

Dünün hırdavatçıları nalburlardı. Çivi, kilit, menteşe vb. inşaat işlerinde kullanılan temel girdilerin satışı, pazar ekonomisinin gelişimiyle daha da önem kazandı. Nalburlar, kent ve kasaba ekonomilerinin ayrılmaz parçasıydı. Çoğu nalbur eşyası yurtdışından gelirdi.

Nalbant

Taşıma ve ulaşım sektöründe kullanılan hayvanların nallanması, hayvan tırnakları altına demir parçası yani nal ya da nalça çakılması, nalbantlığı yaygın bir hale getirmişti. Günümüzde otomobil lastiği ne ise nal da dünün Osmanlısında aynı işlevi görüyordu. Nalbantlar genellikle ulaşım güzergahlarında yer edinirdi.

Mestçi

Kundura ya da pabucun içine giyilen yumuşak ayakkabıya mest denirdi. Değişik türleri vardı. Devenin ayak derisinden yapılanına deve mesti, yandan kopçalısına serhatlı mest denirdi. İç mekanların temiz tutulması, mest giymeyi gerektiriyordu. Mestçi esnafı ayak ölçüsüne göre çalışırdı.

Sayacı

Saya, ayakkabının yumuşak olan üst bölümü yani yüzüydü. Eskiden halk dilinde, evlerin giriş kısmında ayakkabıların çıkarıldığı veya konduğu ufak bölüme de saya denirdi. Zamanla ayakkabı anlamında kullanılmaya başlandı. Sayacı, dünün ayakkabıcısıydı. Yaygın bir zanaattı. Geniş bir müşteri kitlesine hitap ederdi.

Rençber

Rençber, ilk evrelerde çiftçi anlamına geliyordu. Ancak kentleşmeyle birlikte bugün ırgat diye nitelenebilecek birçok işi üstlendi. Tarla, bahçe, yapı vb. yerlerde kazma, taş ve toprak taşıma gibi işleri yapan gündelikçi, amele ve ırgat, o günlerin rençberleriydi.

Sepetçi

Plastikten önce su geçirmez kaplar topraktan ya da bakırdan yapılır, diğerleri saz, kamış ya da ince dallardan örülürdü. Genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan bu tür kapları sepetçi örerdi. Sepet hamalı, genellikle pazar yapanların sebze-mevyesini sırtındaki sepetle eve taşırdı. Sepet kimi zaman bavul yerine de kullanılırdı.

Urgancı

Keten, kenevir, pamuk gibi dokuma maddelerinden yapılan ince halatlara urgan denirdi. Gerek ev ekonomisinde gerekse zanaatta urgan yaygın olarak kullanılırdı. Urgancı örme işini bizzat yapar ve malını tüketiciye ulaştırırdı. Genellikle sabit dükkanları bulunurdu. Seyyar urgancı nadir görülürdü.

Bacacı

İstanbul’da yangınların büyük çoğunluğu, temizlenmesi ihmal edilmiş bacalardaki kurumların tutuşmasıyla çıkıyordu. Özellikle ahşap binaların yoğun olduğu kent dokularında, baca temizliği büyük önem taşıyordu. Kış öncesi bacacılara büyük iş düşüyordu. Fırın bacalarının da her ay temizlenmesi öngörülmüştü.

Bileyci

Bıçak ve emsali şeyleri çarka tutup bileyen esnaf genellikle seyyardı. Demirden yapılmış ev aletleri görece değerli eşyalardı. İstanbul’daki bileyci esnafının büyük çoğunluğu, Karadenizli bekar uşağı ya da Buharalı idi. Bileycinin mahalleye gelişi kısa sürede duyulur, ev sekenesi, her türlü kesici ya da yarıcı aleti sık aralıklarla bileyletirdi.

Erikçi

Osmanlı çoğu kez kendi bağ, bahçe ve bostanındaki meyveyi tüketiyordu. Ancak kentleşme kimi meyvelerin pazara çıkmasına neden oldu. Meyve genellikle mahallelerde haftanın belirli günlerinde kurulan pazarlarda müşteri bulurdu. Sokak satıcıları özellikle turfanda meyve satarlardı. Seyyar erikçinin pazarladığı turfanda erik, yazın yaklaştığını müjdelerdi.

Sarımsakçı

Osmanlı mutfak kültüründe sarımsağın ayrı bir yeri vardı. Keskin kokusuna rağmen besin değerinin yüksek oluşu ve kimi kokuları bastırması nedeniyle birçok yemek sarımsaklanmadan yenmezdi. Seyyar satıcıların bu konuda ihtisaslaşmaları, talebin yüksekliğini kanıtlıyordu.

Limonatacı

Limonata, dünün gazozu ya da “kola”sıydı. Özellikle yaz aylarının sıcak günlerinde limonatacıya büyük rağbet olurdu. Seyyar limonatacılar genellikle kente mevsimlik göçen Anadolu insanlarıydı. Üç-beş kuruşu bir araya getirir, hasat mevsiminde köyüne dönerdi. Limonata evlerde ikram kültürünün de bir parçasıydı.

Hallaç

Hallaç bugünkü döşemecilerin bir anlamda dününü simgeliyordu. Osmanlı hanesinde kullanılan yatak, yorgan, döşek gibi ev eşyasında dolgu malzemesi olarak pamuk ya da yün kullanılırdı. Zamanla sertleşen bu dolguyu hallaç, kiriş ve tokmağıyla kabartırdı. Hallaçların hemen hepsi Karadeniz yalısı uşaklarıydı.

Bezzaz

Bugünkü manifaturacıların karşılığı olarak, bez ve kumaş satan esnafa bezzaz, çarşılarına Bezzazistan denirdi. Halk ağzında zamanla “bedestan” ya da “bedesten”e dönüşmüştü. Kıymetli kumaş satanlara “üstüfeci”, “dibacı”, “kadifeci”, “atlasçı” denirdi. Bez ticareti, 19. yüzyılda büyük ölçüde İngiliz üreticilerin eline geçti.

Zerzevatçı

Zerzevat sebze anlamına geliyordu. Zerzevatçı ise bugünün maydanoz, dereotu, salata, hıyar, turp ve marul gibi sebzelerde uzmanlaşmış manavıydı. Kent dokularının bir parçası olan bostanlar, Osmanlı insanının sebze ihtiyacını karşılardı. Zamanla halden, civar ve semt bahçe ya da bostanlarından, pazar yerlerinden tedarik edilir oldu.

Çömlekçi

Topraktan yapılmış çanak, çömlek, testi, sürahi, bardak, kase, küp ve saksı gibi eşyalar satan esnafa çömlekçi denirdi. Orta ve üst gelir grupları, kalaylanmış bakır kap kullanırdı. Eskiden Bayezid Meydanı’nda bir sıra çömlekçi dükkanı vardı. Toprak kapların yerini zamanla bakır ve benzeri maden kaplar aldı. Ama çömlek özellikle kırsal yörelerde günümüzde de hâlâ kullanılıyor.

Değirmenci

Değirmenci aslında un öğüten esnafa denirdi. Görece büyük girişimci sayılırdı. Kahve değirmeni, günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı. Keyif maddesi olarak kahve, çaydan çok daha önce Osmanlı’nın yaşamına girmişti. Kahve değirmeni satan esnaf da değirmenci addolunuyordu.

Kolancı

Hayvanın semerini ya da eyerini bağlamak için kullanılan örme ya da kayış bağa kolan deniyordu. Osmanlı taşımacılıkta büyük ölçüde hayvan kullanıyordu ve kolancılık ulaşım sektörünün “yan sanayi”lerinden biriydi. Özellikle yol güzergahlarında dükkan açarlardı.

Fesçi

Fes, II. Mahmud devrinde resmi serpuş olarak kabul edilmiş, Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar Osmanlı erkeğinin kimliğini oluşturmuştu. Her ne kadar Feshane’de yerli fes üretilmişse de çoğu Avusturya’dan ithal ediliyordu. Osmanlı’nın son döneminde Avusturya mallarına karşı yapılan fes boykotu ünlüdür.

Kavuncu

Kavun ve karpuz, mevye olarak tüketildiği gibi, Osmanlı’nın tatlı ve su ihtiyacını da gideriyordu. Çevre bostanlarda yetiştirilen kavunlar, seyyar satıcılar aracılığıyla tüketiciye ulaştırılıyordu. Sepet içinde mahalle aralarında dolaşan kavuncu, genellikle Anadolu’dan mevsimlik göç etmiş insanlardandı.

İncirci

Dünün insanı şeker ihtiyacını büyük ölçüde meyveyle gideriyordu. Ülkede yaygın olan meyvelerden biri de incirdi. Hemen her Osmanlı’nın bahçesinde bir incir ağacı vardı. Yaş yenir, kurutulur, her mevsim tüketilirdi. Yaş inciri, seyyar incirci satardı. Kurutulduktan sonra şekerci dükkanına düşerdi.

Leblebici

Dünün kuruyemişlerinin başında leblebi gelirdi. Nohudu, dış kabuğunu çıkardıktan sonra fırında kavurup seyyar satan kişiye leblebici denirdi. Bir tür ihtisaslaşmış kuruyemişçiydi. İçinde leblebi olan şeker, leblebi şekeri de revaç bulan bir eğlencelikti.

Pilavcı

Günümüz lokantasında tüketilen birçok besin maddesi, dün seyyar satıcılarca da pazarlanırdı. Çarşı-pazaryerlerinde, meydanlarda hâlâ gözlenen ve düşük gelir grubuna yönelik seyyar pilavcı, lokantaların ya da aş evlerinin yaygınlaşmadığı bir dönemde evinden uzak, sokaktaki insanın öğle yemeği ihtiyacını gideriyordu. Pilavcılar genellikle Karamanlı olurdu.

Salepçi

Salepçi dünün seyyar muhallebicisiydi. Ancak muhallebi pazarlayan seyyar satıcılar da vardı. Salep yumru köklü bir otun dövülmesiyle elde edilen beyaz tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasından elde edilirdi. Özellikle kış aylarında bozacılar ve salepçiler müşterinin ayağına hizmet götüren seyyar satıcılardı.

Kozacı

İpekli kumaş üst gelir gruplarınca tüketilirdi. Osmanlı ipeklisi yurtdışında da büyük beğeni kazanmıştı. İpekli üretiminin ham maddesi ipek böceği kozası, dokuma sektörünün temel girdilerinden biriydi. Bursa ve çevresinde yaygındı. Kozacı, koza ticaretiyle uğraşırdı. Koza üreticisiyle ipek imalathaneleri arasındaki ticareti yürütürdü.

Üzümcü

Bağ, bahçe, bostan eski kentlerin dokularının bir parçasıydı. Üzüm, incir gibi geniş tüketim alanı olan meyvelerdendi. Ayrıca şıra yapılır, kurutulur ve gayrı müslimlerce şarap yapımında kullanılırdı. Seyyar üzümcü, günlük taze üzüm pazarlardı.

Şerbetçi

Meşrubat sektörünün gözdesi şerbetti. Meyve özü, su ve şeker karışımı bu içecek ya da şurup, yaz aylarında kent insanının serinlemesine vesile olurdu. Ayrıca misafirlere şerbet ikram etmek de adettendi. Şerbetçi dükkanları olduğu gibi, seyyar şerbetçiler de müşteriye hizmet götürürlerdi. Özellikle seyyar demirhindiciler, İstanbul’a İzmir’den gelirlerdi.

Darıcı

Darı tohumları, buğday gibi besin maddesi olarak kullanılırdı. Bazı bölgelerde mısıra da darı adı verilirdi. Cin darısı, ateşte patlatılan ufak taneli mısırdı. Buğday ve buğday unundan yapılmış ekmek tüketmeye kesesi yetmeyen fakir insanlar, darı tüketirdi. Ayrıca hayvan yemi olarak kullanılırdı.

Çıracı

Osmanlı uzun yıllar enerji kaynağı olarak odun kullanmıştı. Kömür ancak 19. yüzyılda gündeme gelmişti. Odun, çam gibi reçineli ağaçların yağı ve çabuk yanmaya elverişli kesimleri kullanılarak ateşlenirdi. Genellikle Ürgüplü olan çıracı, tartıyla aldığı çırayı kalem kalem desteler, deste hesabıyla satardı. Özellikle kış aylarında sokakta sık görülen bir esnaftı.

Deveci

Demiryolu öncesi kara ulaşımında en yaygın kullanılan hayvan deveydi. Ayrıca sarayın hassa develeri vardı. Sefer-i hümâyunlarda padişahın ağırlığını taşır, sürre* alaylarında kullanılırdı. Deveciler genellikle konar-göçer yörüklerdi. Başlarına kırmızı sivri külah giyerlerdi.

Sucu

Eski zamanlarda hemen her evin bir kuyusu vardı. Ancak içecek su uzaktan getirilirdi. Sucu ya da saka, şehir ya da kasabada su taşımacılığıyla uğraşırdı. Pınar ya da çeşmeden aldığı suyu hanelere sevk ederdi. Limonatacı ve şerbetçi gibi, özellikle yaz aylarında sokakta bardakla su satan seyyar satıcılara da sucu denirdi.

Lehimci

Plastik öncesinde yaygın kullanılan maden kaplar, ev ekonomilerinde toprak kapların yerini aldı. Lehimci ya da tenekeci, küçük ev aletlerini tamir eden gezici esnaftı. Teneke maşrapa kulpunu, kademhane ibriği emziğini, gusülhane çinkosunu lehimlerlerdi. Lehimci genellikle demircinin yan sanayiini oluşturuyordu.

Ciğerci

Batılı seyyahların en gözde seyyar satıcısı, omuzda sırıkla dolaşan ciğerci ve paçacıydı. Mahalleye ciğercinin geldiği, evin kedisinden belli olurdu. Sokakta et satışı ender olmasına karşın, ciğer ve paça en çok rağbet gören sakatatlardı. Tavası, yahnisi yapılırdı. Sabit ciğercide yürek, böbrek gibi diğer sakatat türleri de pazarlanırdı.

Sepet Hamalı

Motorlu araçlar öncesi kent içi yükleme, boşaltma ve taşıma işleri hamal esnafının gediğiydi. Mevsimlik olarak İstanbul gibi büyük kentlere gelen hamalların güçlü loncaları vardı. Meslek çoğu kez babadan oğula geçerdi. Pazarlarda sebze-mevye taşıyanlarına küfeci denirdi. Her iş kolunun ayrı bir hamal kolu olurdu. Bunların en ünlüleri, iç ve dış bedesten hamallarıydı.

Sırık

Hamalı Fıçı gibi hacimli, yekpare ve ağır yük, sırık hamallarınca taşınırdı. Bunlar genellikle dört kişi olur, dişbudak ağacından yapılmış uzun sırıkları omuzlarına alarak, iki önde, iki arkada yükü paylaşırlardı. Taşıma büyük bir uyum gerektirirdi. Aksi takdirde yük diğer hamallara kayar ve kazalara neden olurdu. Beyoğlu’nda tahtırevanları taşıyanlara da hamal denirdi.

Demirci

Fabrika üretimi öncesi pek çok eşya ve alet, insan eliyle demirden yapılırdı. Demirci, demiri dükkanında döğer, biçim verirdi. Yorucu, ağır bir meslekti. Daima ateş karşısında, kömür ve demir tozlarına bulanarak çalışılırdı. Örs üzerinde demirin ağır balyozla dövülmesi pazı kuvveti, beden takatı ve sağlam vücut gerektirirdi.

(Kaynak: http://adasarhanli.azbuz.ekolay.net/readArticle.jsp?objectID=5000000007321545#)

“Kedidir Kedi”

July 1st, 2010 admin No comments

Bu kedi daha kimse yokken salona geliyor ve sunum seyretmeyi çok seviyor. Yeri de gördüğünüz gibi salonun ortası. Eğitim verirken üzerine basmamak için çok dikkat etmek gerekiyor.

Categories: İlginç Tags:

Blog Ödülleri 2010

March 26th, 2010 admin No comments

 Sizin de bir blog sayfanız varsa, en iyi Blog yarışına siz de katılın.

Benim blog’um ön elemeyi geçti. :)

Detaylı bilgi Blog Ödülleri 2010

2010 Blog Ödülleri reklam filmi from Eray Endes on Vimeo.

Categories: İlginç Tags: , ,

Aslan Kralın Toplantısı

March 14th, 2010 admin No comments

Ormanlar kralı aslan yıllık izine çıkacakmış. Yerine vekalet edecek bir hayvan düşünmeye başlamış. Vekili kendisi kadar atak ve hareketli bir hayvan olmalıymış. Aklına tavşan gelmiş. Hemen tavşanı çağırmış yanına ve “ben yıllık izindeyken yerime sen vekalet edeceksin” diye buyurmuş

Aslan kral ormanda bir toplantı düzenlemiş ve “ben yokken, tavşan ormanın kralıdır” diye bütün hayvanlara duyurmuş. Tabiki bütün hayvanlar kralın emrine boyun eğmişler.

 Ertesi gün kral yıllık izine çıkmış ve tavşanın da kralllık dönemi başlamış. Krallık dönemi başlar başlamaz da tavşan, ormanı teftişe çıkmış. Gezerken kurnaz tilkiyi görmüş. Tilkinin, bir hayvana tuzak kurduğunu farketmiş. Tam o sırada tilkinin arkasından yaklaşıp, ensesine bir tokat patlatmış. “Kim o benim enseme vurmaya cesa…” derken arkasına dönmüş, bir de bakmış ki tavşan. Hiç sesini çıkaramamış. Bunun üzerine tavşanın kendine güveni gelmiş.

 Yine tavşan gezerken, çakalı görmüş. Çakal, tam bir leş yemeye hazırlanırken, tavşan arkasından gelmiş ve ensesine sağlam bir tokat yapıştırmış. “Ulan ben seni…” diye söze başlayan çakal, arkasında tavşanı görünce birden sesi soluğu kesilmiş. Tavşanın iyice güveni artmış.

 Tavşan teftişe devam etmiş Bu sefer karşısına ayı çıkmış. Ayı bir ağaçtaki bal kovanına uzanıyormuş ki tavşan, zıplayıp, ayının ensesine okkalı bir şamar yapıştırmış. Ayı neye uğradığını şaşırmış ve hışımla arkasını dönmüş. Bakmış ki tavşan. Bir eliyle tavşanı sıkı sıkıya tutmuş, diğer eliyle de başlamış tavşanı pataklamaya. Tasvşan öyle bir dayak yemiş ki yüzü gözü yamulmuş. Ayının, siniri geçince tavşanı bırakmış ve sinirli sinirli oradan uzaklaşmış.

 Tavşan, ayının arkasından bağırmış: “Ayı oğlu ayı, dünkü toplantıya niye gelmedin?”

Categories: İlginç Tags: , , , , ,

Nostaljik Görünümlü TRT Logolu Radyom Oldu

February 9th, 2010 admin No comments

TRT’de MS Project eğitimlerine başladım. Hazır buraya gelmişken, TRT Market’den de arşivlerden derlenmiş bir kaç eser seti ve bir de Nostaljik Görünümlü TRT Logolu radyo alma imkanı buldum.

Categories: İlginç Tags: , ,

Tungle.me

February 7th, 2010 admin No comments

Herkese tavsiye ederim.

Kim, ne zaman müsait. Outlook Calendar ve Contacts ile entegre çalışan süper bir site.

Programımı görmek çin http://tungle.me/gokremtekir. Ben bağlantılarımın arasına ekledim.

Bütün proje yöneticilerine, takım üyelerine kesinlikle tavsiye ederim. Zaman yönetiminde çok büyük kolaylık sağlayacaktır.

Tamamen ücretsiz.

Categories: İlginç Tags: , ,

Zam İstiyorum

January 6th, 2010 admin No comments

- Patronum, zam istiyorum, artık.

- Neden sana zam yapayım ki?

- Peşimde üç büyük firma var, bana kesin zam yapmanız gerekir.

- Hangi firmalarmış onlar?

- TEDAŞ, İGDAŞ, İSKİ

Categories: İlginç Tags: , , ,

Blog Sayfam 1 yaşında

November 28th, 2009 admin No comments

 29.Kasım.2008 tarihinde bu blog sayfamdaki ilk yazımı yayınladım. İlk günün  heyecanı ile bir kaç yazıyı bir günde yayınlamıştım. Sonra iş yoğunluğumun el verdiği ölçüde yazılarıma devam ettim.

Ben yazdıkça blog sayfama olan ilgi arttı, ilgi arttıkça ben daha çok yazmak istedim ve bir senenin sonuna geldiğimde toplam 193 adet yazı yayınlamıştım ve 26 adet yazılarım üzerine yorum almıştım. Özel mail adresime gelenler hariç…

Bu yüzden öncelikle siteme giren, sitemin gelişmesi için katkıda bulunan, yorum bırakan ve düzenli olarak takip eden herkese teşekkürler…

Sitemle ilgili 1 senenlik istatistikleri bu yazımda paylaşmak istiyorum fakat istatistik bilgilerimi 11.Ocak.2009′dan itibaren tuttuğumu da söylemem gerekir.

İlk bilgi aylık ziyaretçi sayısı

1 yıl içinde toplam 12450 kişi sitemi ziyaret etti.

aylik ziyaretci sayisi

En çok ziyaret eden 15 ülke sıralaması

ziyaretci ulkeler

Türkiye’den en çok ziyaret eden 15 şehir ve şehirlerin dağılımı

ziyatci sehirler-harita

ziyaretci sehirler

Siteme ziyaret çeken Anahtar Kelimeler

anahtar kelimler

Andragoji

November 14th, 2009 admin No comments
Yetişkinlerin öğrenmesiyle ilgili bilim konusunun adıdır; Andagoji

Malcolm Knowles, tarafından pedagoji (çocuk öğrenimi) referans alınarak hazırlanmıştır. Knowles Teorisi “yetişkinlerin öğrenmesi için aşağıdaki başlıklara dikkat edilmelidir” der.

  1. Yetişkinler bir şey öğrenmek için önce bunun sebebini bilmek isterler.
  2. Öğrenmemnin temelinde hata yapmak vardır.
  3. Eğitim esnasında yetişkinler kendi kararlarını vermek isteyecektir. Bu çerçevede planlamada, uygulamada ve ortaya çıkan sonucun değerlendirilmesinde bilfiil görev almak ister.
  4. Yetişkinler, iş veya özel hayatlarında hızlı değişim yapacağına inandıkları şeyleri öğrenmeye açıktır.
  5. Yetişkinler problem merkezli öğrenmeye açıktır. İçerik, kapsam arka plandadır.
  6. Yetişkinler dışarıdan gelen öğretim araçlarına genellikle kapalıdır. Kendi kendilerine daha iyi öğreneceklerini düşünürler.
  7. Yetişkinler çoğu zaman bilmediklerini kabullenmezler veya öğretilenlerin zaten bildikleri şeyler olduğunu savunurlar.
  8. Teorik hayatla, pratik hayatın eşleşemeyeceğini savunarak, öğrenmeye direnç gösterirler.
  9. Yetişkinler öğrenmek için bütün duyu organlarını etkin olarak kullanmaları gerekmektedir. Sadece duydukları veya sadece gördükleri şeyler akıllarında kalmayacaktır. Tartışmaları, not tutmaları da gerekmektedir.
  10. Yetişkinler öğrendiklerini kısa bir süre içinde unutrular. Bu yüzden öğrenimin kalıcı olması için tekrar etmeleri gerekmektedir.

Koyun ile Tavuk

November 13th, 2009 admin No comments

İş koyunu ve iş tavuğu, bir toplantıda bir araya gelmişler. Tavuk, koyuna restoran açma fikrinden bahsetmiş ve bu konuda ortak aradığını fakat hiç ortak bulamadığını söylemiş ve hemen koyuna ortaklık teklif etmiş. Koyun da fikri kabul etmeden önce tavuğa restorant’ta ne satabileceklerini sormuş. Tavuk, “Yumurtalı Kavurma” diye cevap vermiş. Tabi yine olumsuz cevap almış.

Ana Fikir: Bir işbirlikteliği yapıyorsanız, kendinizi Tavuk, karşınızdakini de Koyun zannetmeyin.